15 Ağustos 2010 Pazar
10 Ağustos 2010 Salı
Bu güneş küllükte bana Gitti gidiyordan geldi.
9 Ağustos 2010 Pazartesi
Aşağıda ki Ardahan kalesinin giriş kapısı (zaten giriş kapısı çıkış kapısı diye bişey olmaz kalelerde herhalde) Resim gerçekten göğsümü kabarttı.Zaten şöyle bakınca ne bizim bayrağımız gibi bayrak ne de Atatürk gibi lider,Atatürk gibi asker,Atatürk gibi adam var... Fotoğrafı çektikten sonra bir sigara yakıp uzun uzun seyrettim ve iyi ki bu ülkede doğmuşum demem için birden çok sebebim olduğunu anladım.
Bu arada Ardahan Kalesi Selçuklular zamanında yapılmış ancak Osmanlı zamanında daha yoğun olarak kullanılmış. Şimdilik bildiklerim bu kadar daha detaylı bir şeyler öğrenirsem yine yazarım herkese iyi geceler...
3 Ağustos 2010 Salı
Ardahan' a yaz geldi dedim ya nasıl pişmanım şimdi :) bir fırtına bir yağmur aklım alındı bu mevsimde böyle fırtına mı olur derken Gürcistan'a sınır olduğumuzu unutuyorum.Elektrik gidebilir her an çünkü burda rüzgar biraz kendini gösterse hemen akımlar gidiyor. Evet 3 ağustostayız ve ben şu anda polar eşofmanımı ve kışlık çoraplarımı giydim pencereyi açmanın zaten imkanı yok.Tam biraz alışır gibi olurken yine bir şey oluyor ve ben tekrar umutsuzluğa kapılıyorum. Neyse ne demiştim kendi kendime "dik duracaksın,okyanusu geçmişken derede boğulmak yok!! " Yukarıda ki kolye Fethiye de yaptıklarımdan. Aşağıda ki küpelerin boncuklarını buradan aldım.
Aslında buradan alışveriş yapmak çok zoruma gidiyor çünkü acayip pahalı. Esnaf nakliye ücretlerini bahane gösteriyor ama bu kadar da olur mu demeden yapamıyorum. Ev kiraları da öyle. Ardahan gibi bir şehirde kiralar 500 liradan başlıyor ve buna yakıt dahil değil.Kömürün tonu da yaz mevsiminde 650 lira, kışın 900 olacağına dair canımı sıkan haberler aldım :) düşündüm de fethiye de el işi satarken bu kadar masrafım olmuyordu :)
2 Ağustos 2010 Pazartesi
Bugün Aradahan'a Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Görevliydim. Öğlen onikide şehre girebildi ama biz sabah sekiz buçukta görev yerlerimizi almıştık. Fazla uzun bir konuşma yapmadığı için bizde daha fazla güneş altında beklemek zorunda kalmadık. Nem olmadığından mıdır ya da ne bileyim rakımın yüksek olmasından mıdır burada zaten zar zor gördüğümüz güneş dehşet şekilde yakıcı oluyor.Konvoyun ardından Göle ilçesine gittim ama orayı resimlemeye fırsatım olmadı. miting alanından hiç bir yere kıpırdayamadım. Ardahan'ın ilçesi ama bana Ardahan'dan daha hareketli gibi geldi. Oradan döndüğümüzde saat iki buçuğu geçmişti haliyle bir daha iş yerine de uğramadım. Aşağıda ortada ki cezveyi ve yanında ki ismini bilmediğim süs eşyasını (ibrik desem değil sürahi hiç değil ) Fethiye de ikinci el pazarından almıştım.Şimdi mutfak duvarında ki bu anlamsız rafımsı çıkıntıyı şirin gösterme görevini ifa ediyorlar. daha bir çok böyle ufak tefek aldığım eşyalar var şimdi burada her biri elime geliyor kullanacağım bir köşe mutlaka oluyor.Kasımda izin alıp gidebilirsem yine kendimi kaybettiğim o güzel sergilerde dolaşmak istiyorum. hayalini kurmak bile güzel :)
Etiketler:
ahşap boyama,
küçük mutluluklar,
pazar
1 Ağustos 2010 Pazar
Yeniden o cennete gidip ömrümün sonuna kadar sorunsuzca yaşamamın yolu burda geçireceğim üç yıldan geçiyor. Bunu kabul edince katlanmak daha kolay oluyor.
Bu fil de geçen cuma bana ulaştı. aslında balkon için ama benim evimde balkon yok :) İş yerime çok yakın bir evin çatı katını kiraladım.O yüzden bunu da salonun tam ortasında ki kirişe astım. tam altında yemek masam var gelip geçerken dokunuyorum.Aslında gözlerimi kapatınca o sesle hemen çalış plajına ya da kordona gidiyorum :) Mutlu olmak çok ta zor değil :)........
9 Temmuz 2010 Cuma
Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba.Eşyaları taşıyayım,göreve başlıyayım,tekrar evi yerleştireyim derken yazacak zamanım kalmadı.Gelir gelmez göreve başladım yeni bir çevre yeni bir iklim yeni bir coğrafya... çok sarsıldım özetim bu... Fethiye'yi çok özlüyorum. Cennetten kovulmak gibi bir şey bu yaşadığım,umarım zamanla alışırım çünkü bitirmek zorunda olduğum üç koca yılım var.....
Neyse yukarıdaki bebeklerden başlıyalım.Bunlar Damal Bebekleri . Ardahan'ın Damal ilçesinde üretiliyor. Hepsi el yapımı. Aşağıdaki bayan ise gerçek Damal kadını çok eskiden böyle giyinirlermiş.Geçen pazar görevli gitmiştim orada resimledim.
Damal'a gitmemizin sebebi her yıl Haziran-Temmuz ayı ortasında beliren ATATÜRK'ün gölgesinde gerçekleştirilen festivaldi.Görevli gittim ama hiç te şikayetçi değildim. tüm gün güneşin altında ayakta beklememi gördüğüm bu manzara unutturdu. O anı ifade etmek çok zor. Zaten aşağıdaki resimler herşeyi anlatıyor.Gölge belirmeye başladığında herşeyi unuttum dedim ya ifade etmek çok zor. Ama sanırım Atatürk'e dinsiz diyenlere ALLAH 'ın en güzel cevabı....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)